İstanbul Üniversitesi
Research Laboratories Information System
Institute Citation
Summary Language
  • All
  • Türkçe
  • English



Thesis
Citation : Ertan, Şenol. Industrialization policies of Turkish economy in First Five Year Development Plan (1963-1967) / Şenol Ertan ; adv. Serkan Tuna. xiv, 146 p.--Master's Thesis.-- Istanbul University Institute of Ataturk's Principles and Reforms,2010.(IUCL Call Number : 46696)

Summary : ABSTRACT "Developments after The Second World War and the transition to multipartyparliamentary regime has become a turning point for both the economy policies and politics in Turkey. The 1954-1961 period with the Democratic Party policies had a liberal foreign trade regime period that external balance can not be achieved despite the measures taken off. The economy had a daily and unplanned activities. As a result of these developments, after May 27, 1960 a planned economy policy has come to the fore with industrialization. The aim of this study is to express the reasons and results of the industrialism policies applied till the First Five-Year Development Plan in Turkish Economy, and to discuss whether the industrialism policies applied in planned period has reached success or not in the light of assembly records and news appeared in the press. The plan, which was prepared after the years of political and economic crisis, aimed a balanced and stable economic policy. Production targets set for all sectors and various measures were taken for development of all sectors. Despite the conditions of the period, opposite views in parliament and news in the press, the industrialization effort had not given up. This period has been a turning point in terms of industrialization efforts in spite of reaching all the targets set out in First Five-Year Development Plan."

Institute : INSTITUTE OF ATATURK'S PRINCIPLES AND REFORMS MASTER'S THESIS 2010

Citation : Ay, Necmettin. Türkiye ormanlarında yangınlarla savaşta uçak ve helikopterlerden yararlanma olanakları (Antalya Orman Bölge Müdürlüğü örneği) / Necmettin Ay ; dnş. Tamer Öymen. x , 58 y. --Yüksek Lisans Tezi.-- İstanbul Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2010. (IUMK Yer No : 45740 )

Summary : ÖZET "Türkiye'de 8.9 milyon hektarı verimli olmak üzere toplam 20,2 milyon ha orman alanı vardır. Ülkemiz ormanlar açısından zengin sayılabilecek bir ülkedir.Ancak son yıllarda, özellikle yaz mevsiminde orman yangınlarında görülen artış, uçak ve helikopterlerle havadan mücadelenin önemini her gün biraz daha arttırmaktadır. Türkiye'de orman yangınları ile havadan mücadele ilk kez 1985 yılında Türk Hava Kurumu'nun 4 adet damp uçağı ve 1 adet keşif uçağı ile başlamıştır.1988 yılında Orman Genel Müdürlüğü'ne ait 3 adet S-355 Ecureuil (Sincap) ve 3 adet Dauphin (Yunus) olmak üzere 6 adet helikopteri, orman yangınlarında keşif ve gözetleme, personel ve malzeme nakli, havadan fotoğraf çekme, hasta ve yaralı taşıma, ormanda kaçakcılık ile mücadele hizmetlerinde kullanmaya başlamıştır.1995 yılında Rusya'dan 5 adet, 1996 yılında da 7 adet MI-17 helikopterleri ve 1996 yılında Kanada'dan uçuş sırasında suya inip kalkabilen ve alçalarak su alabilen 3 adet CL-215 ve CL-415 tipi amfibik uçak kiralanmıştır.1997 yılı sonunda S-365 Ecureuil tipi helikopterlerin Dauphin tipi helikopterlerle değişimi gerçekleşmiştir. 2009 yılından sonra da CL-215 tipi uçaklar tekrar kullanılmaya başlamıştır. "Türkiye Ormanlarında Yangınlarla Savaşta Uçak ve Helikopterlerden Yararlanma Olanakları (Antalya Orman Bölge Müdürlüğü Örneği)" adlı Yüksek Lisans Tez çalışmasında öncelikle Dünyada orman yangınlarında kullanılan uçak ve helikopterlerin tipleri ve özellikleri, Türkiye'de orman yangınlarında hangi tip uçak ve helikopter kullanıldığı araştırılmıştır. Bu teorik bilgiler toplandıktan sonra uygulamaları görmek amacıyla hava araçlarıyla uçarak orman yangınlarını havadan izleme, yangın söndürme çalışmalarına katılma ve yangın yönetim sistemi içerisinde görev alarak aksaklıklar ile yapılan uygulamalar tarafımdan gözlenmiştir. Bu çalışma kapsamında havadan uçak ve helikopterlerle yangın üzerine atılan su ve yangın geciktiricilerinin atılma usul ve teknikleri araştırılarak, hava araçlarının yangınlardaki başarıları ile ekonomik olup olmadıkları değerlendirilmiştir. Hava araçlarının tek başına yer ekiplerinin müdahalesi olmadan başarılı olup olamayacağı ile hava araçlarının yönetilme durumları irdelenmiştir. Bulunan literatür çalışmaları sonucunda ülkemizde kullanılması gereken en uygun uçak tipinin arazi koşulları da dikkate alınıp kıyaslandığında seçilecek uçak ve helikopterlerin hızlı manevra kabiliyetinde, hava alanlarına her seferinde suyunu doldurmak için gidip gelmesine gerek kalmaksızın, deniz, göl, gölet ve barajlara alçalarak suyunu çok kısa süre içerisinde alabilen ve aldığı suyu hiç sızdırmadan yangın mahalline taşıyarak atabilen tipteki hava araçları kullanılması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Ayrıca bu hava araçları ikmal, personel, hasta ve yaralı taşıma, yangın içerisinde kalan personelin kurtarılması çalışmalarında da kullanılabilmelidir. Antalya Orman Bölge Müdürlüğü'nün güney sınırlarını Akdeniz oluşturmaktadır. Yangına 1. derece hassas olan kıyı bandında hava araçlarının çok kısa sürede suyunu alabileceği ortam doğal olarak bulunmaktadır. Antalya Orman Bölge Müdürlüğü'nde yapılan olduğu yangınla savaş çalışmaları ve uygulamaları incelenerek bu çalışmalarda uçak ve helikopterlerin konuşlandığı yerler, altyapı, personel ve yapılan uygulamalarda elde edilen sonuçlar tarafımdan çalışmalara katılarak incelenmiş ve toplanan bilgiler değerlendirilmiştir "

Institute : FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZLERİ 2010

Citation : Işık, Şehnaz. A perspective opinionion of the students of Cumhuriyet Üniversity on Germany and the German people / Şehnaz Işık ; adv. Tülin Polat. xx, 587 p. --PhD Dissertation.-- Istanbul University Institute of Social Sciences, 2012. (IUCL Call Number : 49981 )

Summary : ABSTRACT The aim o f o ur study, namely "A Perspectıve Opınıonıon of the Students of Cumhuriyet Universıty on Germany and the German People", is to state the opinions of the students; of German Language and Literature, English Language and Literature, Turkish Language and Literature, History; on Germany and the German People. A detailed analysis of the participants' on Germany and the German People, and the effects of these prejudices on learning German were aimed and stated in the study. A questionnaire of asking question as a quantitative research method was administered to reach the aim. The importance of intercultural communication in teaching and learning a foreign language, its positive effects on learning a foreign language, the negative effects of stereotypes on learning a foreign language were all stated theoretically before the application of the questionnaire. A significant difference on Germany and the German People between the students' opinions of German Language and Literature, English Language and Literature (who already know German Language) and students' opinions of Turkish Language and Literature, History (who already don't know German Language) were observed and recorded.

Institute : INSTITUTE OF SOCIAL SCIENCES PhD DISSERTATIONS 2012

Citation : Şen, Burcu. Pharmacognostical ınvestigation on some verbascum species in marmara region / Burcu Şen ; adv. Ali Hikmet Meriçli. xxviii, 156 p. --Master's Thesis.-- Istanbul University Institute of Medical Sciences, 2011. (IUCL Call Number : 48044)

Summary : ABSTRACT "Three species from the ones grown in Marmara Region, were chosen and collected. Then, from these, Verbascum lagurus which is similar to medicinal species, can be found easily and hasn't been studied, was preferred and detailed pharmacognostic study was done with V. lagurus. According to investigation, three flavonoids (luteolin, luteolin-7-glucoside, diosmetin-7-glucoside), a fenolic acid (chlorogenic acid) was obtained and molecular structures of the compounds were determined. Diosmetin-7-glucoside, a flavonoid compound, was isolated for the first time in a Verbascum species. The existence of caffeic acid, an another fenolic acid compound, was determined chromatographically, too. Otherwise, three compounds, which can be phenylethanoid compounds, were isolated. Molecular determination, that belongs to this compounds, has still been continued. Compounds, whose structures were identified, were deduced by UV and IR spectrophotometric methods and comparing chromatographically with reference, existing in our department. Aglycon and glycose of flavon glucosides determined one by one, by acid hydrolising. On the other hand, methanol, chloroform, ethyl acetate and water extracts, obtained from the aerial parts of the plant, were evaluated in comparison with antimicrobial activity. In the end, it was shown that, studied ethyl acetate extract has most antimicrobial activity in all extracts, by obtained data."

Institute : INSTITUTE MEDICAL SCIENCES MASTER'S THESIS 2011

Citation : Demirci, Serpil. Andırın (Kahramanmaraş) ilçesinde etnobotanik bir araştırma / Serpil Demirci ; dnş. Neriman Özhatay. 251 y. --Yüksek Lisans Tezi.-- İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2010. (IUMK Yer No : 47071 )

Summary : ÖZET Bu araştırma, Andırın (Kahramanmaraş) ilçesinde bitkilerin halk arasındaki kullanımlarını saptamak amacıyla yapılmıştır. Mart 2010 ? Kasım 2010 tarihleri arasında bölgeye toplam 5 arazi çalışması yapılmış, bu arazi çalışmalarında toplam 52 köy, köylere bağlı oba ve dağlar ziyaret edilerek toplamda ortalama 500 adet bitki örneği toplanmıştır. Bu bitkilerin yöresel adları, kullanılan kısımları, kullanılışları, hazırlanışları, uygulanış şekilleri ve uygulama süreleri hakkında bilgiler derlenmiştir. Toplanan örnekler, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Herbaryumu' nda (ISTE) saklanmaktadır. Bu çalışmanın sonucunda kullanışı olan 147 takson saptanmıştır. Bunlardan 95' i halk ilacı, 52' si gıda, 8' i baharat, 6' sı boya, 3' ü yakacak ve çay olarak kullanılmaktadır. 16 taksonun ise bunların dışında çeşitli farklı kullanışlarının olduğu saptanmıştır. Kullanımı olan bitkilerden 10 takson endemiktir.

Institute : SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZLERİ 2010

Citation : Malak, Burcu. The concept of logical modality and its history / Burcu Malak ; adv. Şafak Ural. ix, 102 p. --Master's Thesis.-- Istanbul University Institute of Social Sciences, 2013. (IUCL Call Number : 50305 )

Summary : ABSTRACT The studies of modality began with Aristotle. From Aristotle to the present day the studies of modality have continued. The studies of modality began to be known as modal logic in the first half of 20th century. The aim of this thesis is to examine and evaluate the concept of modality and its historical process of development in logic. In this study, primarily, modal logic, which consists of modal propositions established acording to modalities, is described and then the birth and development of the studies of modality is provided. Then, respectively, the studies on modality in Ancient, Medieval and finally Modern ages together with the contemporary approaches are presented in detail.

Institute : INSTITUTE OF SOCIAL SCIENCES MASTER'S THESIS 2013

Citation : Bingül, İlknur. Deneysel karaciğer kanserinde bazı antioksidan bileşiklerinetkisinin incelenmesi / İlknur Bingül, dnş.Semra Doğru- Abbasoğlu. xiii, 80 y. --Yüksek Lisans Tezi.-- İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2011. (IUMK Yer No : 48573 )

Summary : ÖZET "Dietilnitrozamin (DEN) inisiyatör bir hepatokarsinojendir. Nekrojenik dozu preneoplastik lezyonlara neden olmakta ve bu olayda oksidatif stres etkili olmaktadır. Karaciğer kanseri erkeklerde daha sık görülmektedir. DEN'e bağlı karaciğer kanseri erkek sıçanlarda incelenmis olup, disilerde çok az çalısılmıstır. Erkek ve disilerde DEN'in karsinojenik potansiyeli ve mekanizması yeterince bilinmemektedir. Çalısmamızda öncelikle erkek ve disi sıçanlarda DEN'e bağlı karaciğer hasarını ve oksidatif stresin rolünü karsılastırdık. Ayrıca, yaban mersini ve karnozinin karaciğer kanserindeki antioksidan etkinliğini arastırdık. Bu amaçla, Wistar erkek ve disi sıçanlara 6 hafta yaban mersini püresi (% 5 ve % 10 w/w; yemde) veya karnozin (2 g/L; içme suyunda) verildi. Sürenin bitiminden iki gün önce DEN (200 mg/kg; i.p.) uygulandı. Serumda alanin aminotransferaz (ALT), aspartat aminotransferaz (AST), laktat dehidrojenaz (LDH) ve ?-glutamil transferaz (GGT) aktiviteleri, karaciğer dokusunda malondialdehit (MDA), dien konjugat (DK) ve glutatyon (GSH) düzeyleri ile glutatyon peroksidaz (GSH-Px), süperoksit dismutaz (SOD) ve glutatyon transferaz (GST) aktiviteleri ölçüldü. Ayrıca histopatolojik incelemeler yapıldı. Bulgularımıza göre, DEN uygulamasıyla; ALT, AST, LDH ve GGT aktivitelerinde artıs ve karaciğerde nekrotik değisimler görüldü. Karaciğerde MDA, DK ve GSH düzeyleri arttı, antioksidan enzim aktiviteleri azaldı. Olusan bu hasarın erkek sıçanlarda disilere oranla daha siddetli olduğu, doku hasarı ile prooksidan-antioksidan dengedeki değisimlerin paralel gitmediği gözlendi. Bununla birlikte, yaban mersini ve karnozin uygulamalarının oksidatif stresi azaltarak DEN'e bağlı hepatik karsinojenezin baskılanmasında yararlı olabileceği görüldü."

Institute : SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZLERİ 2011

Citation : Samioğlu, Merve. Yapısal eşitlik modellemesi ve entellektüel sermaye üzerine bir uygulama / Merve Samioğlu ; dnş. Leyla Aylin Aktükün. xii, 79 y. --Yüksek Lisans Tezi.-- İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2012. (IUMK Yer No : 49790)

Summary : ÖZET Yapısal eşitlik modellemesi (YEM) araştırmacıların çeşitli modelleri geliştirebilmeleri, tahmin ve test edebilmelerine olanak sağlar. Ayrıca modelde yer alan değişkenlerin dolaylı ve dolaysız etkilerinin araştırılmasına da olanak sağlar. Yapısal eşitlik modellemesini diğer çok değişkenli istatistik yöntemlerden ayıran iki temel özellik söz konusudur. Birincisi, araştırmacının modelinde gizil değişkenleri oluşturmasına olanak sağlamasıdır. İkincisi, gözlenen değişkenlerdeki ölçme hatalarının da modele katılabilmesidir. Yapısal eşitlik modellemesi araştırmacıların kuramlarını sayısallaştırmasına ve bir bakıma test edebilmelerine de olanak sağlar. Yöntemde ayrıca gözlenebilen ve gizil değişkenler arasındaki ilişkiler görsel olarak sunulabilir ve böylece ilgili kuramın daha açık kavramlaştırılması mümkün olur. Bu tezde, yapısal eşitlik modellemesi ile ilişkili temel kuram sunulmuştur. Uygulama olarak İSMMMO'ya (İstanbul Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası) kayıtlı 385 firmadan oluşan bir örnekleme dayanarak, entelektüel sermayenin bileşenlerinin firma performansı üzerine etkisini ve de bileşenlerin kendi aralarındaki ilişkileri neden-sonuç bağlamında araştırdık. Ampirik sonuçlar, ilişki (müşteri) ve yapısal sermayenin performans üzerine dolaysız etkisi olduğunu gösterdi, insan sermayesinin ise performans üzerine dolaysız bir etkisi saptanmadı. Analizlerde ayrıca yapısal sermayenin ve insan sermayesinin ilişki sermayesi üzerine anlamlı dolaysız etkileri olduğu bulgusuna rastlandı. Dolayısıyla insan sermayesinin firma performansı üzerine dolaysız bir etkisi olmasa da ilişki ve yapısal sermayeler üzerine etkileri nedeniyle dolaylı etkisinden söz edilebilir.

Institute : SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZLERİ 2012

Citation : Dolma, Serap. Investigation of termal neutron interactions on HF PMTs/ Serap Dolma ; adv. K. Gediz Akdeniz. 45 p.--Master's Thesis.--Istanbul University Institute of Sciences, 2012. (IULC Call Number : 48818)

Summary : ABSTRACT This study investigates the rate and the size of the signals generated by thermal neutron boron interaction in borosilica window PMTs, comparisons are researched with the new PMT's. In addition, the LHC and LHC experiments (ATLAS, CMS,LHCb and ALICE) setteled in CERN will be introduced. Informations about HF detector structer and PMT are given. Abnormal events that can be observed from HF detector are defined and neutrons colliding to PMT's windows are discussed. The methods which are used in the experiment, and the neutron tests will be explained.

Institute : ISTANBUL UNIVERSITY INSTITUTE OF SCIENCES MASTER'S THESIS 2012

Citation : Balcı, Nebahat. Incidence and risk factors for delirium in patients who were hospitalized in an intensive care unit of a university hospital / Nebahat Balcı ; adv. Zeliha Tülek. xiv, 86 p. --Master's Thesis.-- Istanbul University Institute of Medical Sciences, 2013. (IUCL Call Number : 51131)

Summary : ABSTRACT Although delirium is a common problem in intensive çare unit (ICU), there is limited studies about delirium risk factors. The aim of this study is to identify incidence and risk factors of delirium. The study was carried out in a-13-bed-medical-surgical ICU of a university hospital between February-December 2012. The sample consisted 132 patients who were more than 18, had no communication problem, no history of hospitalization in ICU previous 2 months, no history/current neurological/psychiatric disease and gave consent for participation. Within the first 24 hour the patients were employed Patient Information Form developed by researcher after reviewing literatüre and APACHE II and IQCODE forms. Then CAM-ICU (Confusion Assessment Method for Intensive Çare Unit) was administered to the patients with a RASS -3 or more or GCS 10 or more among patients who stayed longer than 48 hours. Patient Information Form, TISS-28 and CAM-ICU were administered önce a day (including weekend) through 15 days. Incidence of delirium was found to be 31%. Delirium-associated factors were age, audio-visual disorder, isolation, physical restraint, chronic illness, medical diseases, hyponatremia, hypothermia, hyperbilirubinemia, morphin and propofol dose, artery catheter and enteral nutrition. In multivariate logistic regression analysis, not being married (OR 12.26), TISS-28 score (OR 3.67), APACHE II score (OR 5.18), hospitalization into ICU because of sepsis (OR 12.26), acute respiratory failure, asidosis or alkalosis (OR 9.31) and creatinin level more than 2 nıg/dL (OR 4,17) were found to be independent risk factors for delirium. The study emphasized the importance and preventable risk factors for delirium. Key words: Delirium, intensive çare unit, risk factor, CAM-ICU, nursing

Institute : INSTITUTE MEDICAL SCIENCES MASTER'S THESIS 2013

Citation : Şener, Dicle. Prevalence of osteoporosis and hypertension in renal hyperkalsiuric children and in their parents / Dicle Şener ; adv. Ahmet Nayır. xvi, 174 p. --Thesis of Specialisation.-- Istanbul University Faculty of Medicine, 2010. (IUCL Call Number : 46415 )

Summary : ABSTRACT Studies about osteoporosis and hypertension in renal hypercalciuric children and in their parents are limited. Osteoporosis and hypertension are often silent and not considered to be important. The aim of this study is to determine the prevalence of osteoporosis and hypertension in hypercalciuric children and in their parents, to emphasize the importance of early diagnosis, prevention and treatment. Renal hypercalciuric 20 children between 3-10 years of age and their healthy parents were taken into the study. Their bone mineral densities were measured with DEXA densitometer, and their 24-hour blood pressures were measured with blood pressure holter device. 25% of children were osteoporotic, and 20% of them were osteopenic. According to the lumbar spine bone mineral density 5% of mothers were osteoporotic, and 45% of mothers were osteopenic. According to femoral neck bone mineral density; 45% of mothers were osteopenic. According to the lumbar spine bone mineral density; 5.3% of fathers were osteoporotic, % 36.8 of fathers were osteopenic. According to the femoral neck bone mineral density; % 26.3 of fathers were osteopenic. In this study, among children a strong negative relationship between lumbar spine bone mineral density and degree of hypercalciuria was determined. There was a positive correlation between father?s lumbar spine bone mineral density and children?s lumbar spine Z scores; whereas there was negative correlation between father?s lumbar spine T scores and children?s urinary calcium/creatinine ratios. We also found that there is an increase in father?s mean lumbar vertebra T scores, and mean femoral neck T scores, from osteoporotic children?s fathers to the normal children?s fathers. According to the total average systolic blood pressure, children were categorized as 15% hypertensive, 60% prehypertensive; according to the total average diastolic blood pressure they were categorized as 30% prehypertensive. 15% of mothers were prehypertensive, 10% of fathers were hypertensive, and 40% of them were prehypertensive. Increased risk of hypertension in children with renal hypercalciuria, regardless of the degree of hypercalciuria, in all hypercalciuria degrees was determined. In children, the relationship between hypertension and bone metabolism was supported by osteocalcin levels. The negative correlation between father?s femoral neck bone mineral density and their daytime average systolic ,early morning average systolic, early morning average diastolic blood pressures supported the relationship between hypertension and bone metabolism as well.

Institute : FACULTY OF MEDICINE THESIS SPECIALISATION 2010

Citation : Çetinkaya, Esma. Evaluation of quality assurance of IMRT plans consisting of sub-fields with EPID and 2D array / Esma Çetinkaya ; adv. İsmail Özbay. xvii, 101 p. --Master's Thesis.-- Istanbul University Institute of Medical Sciences, 2013. (IUCL Call Number : 50864)

Summary : ABSTRACT In this study, quality assurances of 20 IMRT treatment plans were evaluated with two different dosimetric quality control (QA) systems. QA of 20 IMRT plans (219 (25 non-split + 97x2 split) fields) whose plan parameters are at 0 degree, were applied with 2D Array and EPID. Also, 10 of IMRT plans were repeated in EPID with original plan parameters. QA carried out with array were analyzed with Verisoft software. Besides, QA carried out with Varian aSi500 EPID were analyzed with both Portal Dosimetry software which is its own analysis software and Verisoft. In the analysis of both programmes criteria of gamma analysis with %3-3mm and %4-4mm was used. In analysis of Verisoft, %0, %5 and %10 suppress, local dose and maximum dose were examined, while choices of ROI: none, field+1, %5 and %10 thresholds were applied and examined in Portal Dosimetry. IMRT plans were prepared in Eclipse TPS with AAA algorithm. The plans consist of head-neck plans with sub-fields. Analysises were evaluated with both per-field and composite analysis tecniques. Varian DHX (RapidArc) with 120 MLC was used as linac. As a result of this study, Array QAs' consistency percentage with reference dose map was found to be higher when the same IMRT plans' QAs were made with both Array and EPID. Criterias chosen for analysis of EPID QA have considerable effect on analysis results. While comparing Array QA with EPID QA, EPID QA's dose maps were evaluated in Verisoft to eliminate the effect arising from analysis program's being different and it was seen that results were similar with Array QA. It was also found that there was no difference between QAs made through resetting plan parameters and QAs made with real values. Besides, there is no significant difference between making QA IMRT BbB and making it Composite. However, there is difference between evaluating in local dose and evaluating in maximum dose.

Institute : INSTITUTE MEDICAL SCIENCES MASTER'S THESIS 2013

Citation : Göktaş, Büşra. 1990-2008 yılları arası Arapçadan Türkçeye yapılan edebi eser çevirileri üzerine bir inceleme / Büşra Göktaş ; dnş. Hüseyin Yazıcı. xii., 136 y. --Yüksek Lisans Tezi.-- İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2011. (IUMK Yer No : 47894 )

Summary : ÖZET "Bu çalışmada, ülkemizde 1990-2008 yılları arası Arapçadan Türkçeye yapılan edebî çeviri eserleri incelenmiştir. Yapılan çalışmanın pratik bir şekilde kullanılabilmesi için her kitaba ait bilgiler, aynı yan başlıklara cevap verecek nitelikte derlenmiştir. Eserler, aidiyeti bakımından yazarların doğduğu ülke başlığı altında bir araya getirilmiştir. Çeviri eserler, yazar alt başlığı altında çevirinin yayınlandığı ilk basım tarihi esas alınarak kronolojik şekilde sıralanmıştır."

Institute : SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZLERİ 2011

Citation : Çolak, Özlem. Eşcinsellere yönelik nefret suçları ve toplumun bu suçlar kapsamında faile ve mağdura yönelik tutumları / Özlem Çolak ; dnş. Sermet Koç. 126 y.--Yüksek Lisans Tezi.--İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü, 2009. (IUMK Yer No : 44748)

Summary : ÖZET "Giriş ve Amaç: Nefret suçu günümüzde mücadele edilmesi gereken en önemli olgulardan biri olarak uluslararası gündemde yerini almıştır. Bir kişinin sahip olduğu, ırk, etnik köken, din, cinsiyet, cinsel yönelim, engellilik vb. bir veya birden fazla özelliğinden dolayı hedef olduğu, sözlü saldırıdan fiziksel saldırı ve cinayete kadar uzanan bir aralıkta seyreden suç fiili olarak tanımlanabilir nefret suçu. Nefret suçlarında hedef mağdurdan öte mağdurun üyesi olduğu sosyal gruptur. Fail için ise önyargı açık veya örtük şekilde suçun işlenme motivasyonunu oluşturur. Nefret suçunun ayrımcılık temelli olması fail ve mağdur ile birlikte suç olayı dışındaki toplumu da önemli bir konuma getirmektedir. Nefret suçunun, mağdurunun ve en nihayetinde failinin toplumsal olarak nasıl algılandığı anlamak ise nefret suçlarıyla mücadele politikalarını güçlendirecek önemli veriler taşımaktadır. Bu çalışmada katılımcıların eşcinsel bireylere yönelik tutumları ile bu tutumların eşcinsel bireylerin maruz kaldığı suç olaylarında mağdura ve faile yönelik algıları tespit edilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Katılımcıların eşcinsel bireylere yönelik tutumlarını tespit etmek için 10 itemden oluşan likert tipi Lezbiyen ve Geylere Yönelik Tutum (LGYT) Ölçeği; mağdur ile faile yönelik algılarını tespit etmek için ise suç senaryoları ve mağdur ve faile yönelik tutum değerlendirme formlarından oluşan Hikaye-Algı Ölçeği kullanılmıştır. 337'si kadın 263'ü erkek olmak üzere toplam 600 kişiye uygulanmıştır bu ölçekler. Bulgular: Çalışmanın sonucunda katılımcıların suç hikayesindeki eşcinsel mağdura yönelik, heteroseksüel mağdura oranla daha olumsuz tutum atfettikleri; eşcinsel mağdurun failine yönelik ise, heteroseksüel mağdurun failine göre daha olumlu tutum atfedildiği bulguları elde edilmiştir. Aynı zamanda eşcinsel bireylere yönelik önyargının yüksek olduğu katılımcıların eşcinsel mağdura yönelik daha olumsuz tutum sergiledikleri bulgulanmıştır. Tartışma ve Sonuç: Bu çalışma ile elde edilen sonuçlar da göstermektedir ki nefret suçları ile ilgili toplumsal algı nefret suçları ve ayrımcılık ile mücadelede önemli veriler sağlayacaktır. Türkiye'de nefret suçu kavramının yasal olarak tanınmaması bu konudaki bilgi eksikliğinin de temel kaynağıdır. Toplumsal dinamiklerin toplumdan topluma değiştiği göz önüne alındığında Türkiye'de nefret suçları ile mücadele edebilmek için buraya özgü neden ve sonuçların araştırılması araştırmacı tarafından önerilmektedir."

Institute : ADLİ TIP ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZLERİ 2009

Citation : Yörük, Emre. Genotyping of Fusarium graminearum and Fusarium culmorum isolates by RAPD markers / Emre Yörük ; adv. Gülruh Albayrak. ix, 80 p. --Master's Thesis.-- Istanbul University Institute of Sciences, 2009. (IUCL Call Number : 44568 )

Summary : ABSTRACT "Totally 18 Fusarium isolates, causing head blight on barley and wheat which were planted in various regions of our country, were genetically identified by using PCRbased methods, in this study. Moreover, genotyping of these isolates were carried out by RAPD markers. First of all, 28S rRNA gene that is highly conserved in all fungi was scanned in Fusarium isolates by PCR. It was shown that each of isolates had this conserved region. Isolates were diagnosed at species level by amplifying SCAR markers. Also, it was confirmed that five of isolates (F5, F6, F7, F8, F9), obtained from culture collection, belonged to F. graminearum. However, F13 from F. culmorum isolates could not be diagnosed by SCAR markers. It was shown that the remaining 11 isolates belonged to this species. It was also determined that field isolate didn't belong to none of these species. Additionally, based on sequences of tri7 and tri3 genes, involved in the mycotoxin biosynthetic pathway, PCR assays were used to detect chemotype and sub chemotypes. It was determined that all Fusarium isolates used in this study had DON chemotype. Also, it was shown that F. graminearum isolates had a potential to produce 15-ADON, all F. culmorum isolates except F13 to produce 3-ADON. But sub chemotype of field isolate (B) could not be determined. Identification of containing full length tri7 gene in F. culmorum isolates studied in this study, different from F. culmorum isolates at 3-ADON sub chemotype determined until now, is a remarkable finding. The intraspecific and interspecific genetic similarity of totally 18 isolates, isolated from different areas of our country, was investigated by using RAPD method. Intraspecific similarity of F. graminearum was calculated as 43-76.1 % (respectively, F5 and F8, F6 and F7), of F. culmorum as 49-81.1 % (respectively, F2 and F17, F20 and F21). Genetically closest isolates between these two species were F. graminearum F7 and F. culmorum F2 (13.7 %). Moreover, it was observed that two species had high polymorphism potantial (93.3 %). Usability of reproducible stable polymorphic RAPD markers as SCAR markers was researched. It was determined that seven of 22 RAPD markers which were scanned for this purpose had high homology with different organisms' genomes. However, it was indicated that these RAPD markers can not be used as SCAR markers in Fusarium species diagnosis since obtained RAPD markers were not belonged to allelic region."

Institute : ISTANBUL UNIVERSITY INSTITUTE OF SCIENCES MASTER'S THESIS 2009



© 2019 İstanbul Üniversitesi
Bilgi İşlem Daire Başkanlığı